
Dr. Muammer Karakaş,1954 yılı Elazığ,Ağın ilçesi, Pul köyü doğumluyum. 1959 yılında Akkara'ya göç ettik. İlk, orta ve lise eğitimini Ankara'da tamamlayıp,1971 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde eğitimine başladım. 1979 yılında Kayseri Gevher Nesibe Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra, ilk görev yerim olan Samsun ili Vezirköprü ilçesi sağlık ocağına pratisyen hekim olarak atandım. Meslek hayatımın belki de en unutulmaz ve değerli 1,5 yılını bu görevde tamamladıktan sonra Samsun 19 Mayıs Ün. Halk Sağlığı Ana Bilim Dalında araştırma görevlisi olarak uzmanlık eğitimime başladım. 4 yıllık uzmanlık süresinin büyük kısmı Bursa Uludağ Ün. Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalında olmak üzere, Hacettepe Üniversitesi ve Liverpool Ün. Public Health Bölümünde tamamlayıp 1984 yılında Halk Sağlığı uzmanı olarak Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü'ne atandım. Aynı yıl M.S.B Sağlık Dairesinde askerlik görevime başlayıp 1986 yılında bu görevimi tamamladım.
1984 yılında askerlik görevimi yaparken Ayrancı Polikliniği'ni açarak 1. basamak özel sağlık hizmetleri alanında çalışmaya başladım. Halen 25 yıla yaklaşan bu görevime devam etmekteyim.
Meditasyon ile tanışmam;
Özel sağlık hizmetleri alanında çalışmaya başladıktan sonra, hızlı bir gelişme ile 1991 yılında Ankara'da 3 poliklinik şubesi daha açtım ve kuruluşun yapısını A.Ş ye çevirip Özel Hastane açma girişimlerine başladım. Ancak, lise yıllarından bu yana var olan, önemli bir sağlık sorunu doğurmayacak düzeydeki kalp ritim bozukluğu problemim, giderek kendisini daha fazla fark ettirmeye başlamıştı. Günlük yaşantımın büyük bir kısmını alan ve çok yoğun stres altında geçen bu çalışmalarım sonucu iki kere ani gelişen ventriküler aritmi nedeni ile karditoloji yoğun bakıma kaldırıldım. Her iki atak da hayat tehdit edici boyutta idi. Koroner anjio dahil pek çok tetkik sonrası yüksek dozda antiaritmik ilaç tedavilerine başladım.
Hastanenin yoğun bakım bölümünde geçen sürede, iş hayatıma da mecburi ara vermek zorunda kaldığımdan olsa gerek, geçen hayatımı hızla gözden geçirdim. Bu gözden geçirme sonucunda, hastalığımın hızla artmasında stresin en önemli etken olduğuna karar verdim. Bu karar benim için bir dönüm noktası oldu. Strese karşı bir şeyler yapmalıydım.
Önceleri hayatımdaki stres yoğunluğunu azalttım. Açtığım kliniklerin sayısının çokluğu ve açmakta olduğum özel hastanenin beni hayatta tutamayabileceğini düşünmeye başladım. Özel hastane açmaktan vazgeçtim. Şube kliniklerimi ortaklarıma devir ettim. Halen de bunun, o dönemde benim için bir zorunluluk olduğunu düşünüyorum. Halen hayatta olmamı, bu karara borçlu olduğumu düşünüyorum. Kendime ve iç dünyama daha fazla zaman ayırmaya başladım. Doğa ile ilgilenmeye başladım.
1993 yılında bir gazetenin Pazar ilavesinde okuduğum bir söyleşi belki de hayatımın dönüm noktası oldu. “Doğa ile uyumlu yaşar isek, doğa yasalarına uyar isek, çok daha sağlıklı ve mutlu bir yaşamın mümkün olacağı, meditasyon yapmanın da bu uyumu kolaylaştıracağını” yazıyordu. Yazı Maharishi Mahes Yogi ile yapılan bir söyleşiyi aktarıyordu. ..............devam edecek